23 Ağustos 2010 Pazartesi

Venedik - 10.07/12.07










Sabahın köründe istasyona gidip interrail biletimin açılışını yaptım. Bu arada belirtmek isterim ki interrail gerçekten çok avantajlı bir yöntem. Her geçen gün bunu daha da iyi anladım. Venedik’e kalkan tren saat 11.00’de Milano’dan bir durak sonraki Lambrate’den geçiyordu. Hemen oraya gidip beklemeye koyuldum. Bu arada kahvaltılık niyetine bir şeyler atıştırdım. Venedik Milano’dan üç saat uzaktaydı. Yanımdaki arkadaşımın interrail bileti yoktu, bu sebeple satın aldı. Trene bindikten bir süre sonra kontrolör geldi, ancak bir detayı kaçırmışız. Biletlerini satın alanlar, istasyonlardaki küçük sarı makinelere biletlerini okutmalılarmış, bu kural tüm İtalya’da geçerli, aksi takdirde yakalandıklarında 50 € gibi bir bedel ödemek zorundalar. Velhasıl öyle ya da böyle saat 13.00’te Venedik’teydik. İstasyondan çıkar çıkmaz büyülendim. Suyun kokusu ruhuma işlemişti. Anlatılanlara inat Venedik son derece temizdi ve tüm kötü kokulardan uzaktaydı. Gerçekten küçük bir şehir, yürüyerek gezmekten başka şansınız yok. Kanalı gondolla dolaşmak enfes bir deneyim. Venedik’in tamamı küçücük dar sokaklarla dolu. Pencerelerden sarkan sardunyaların neşesi kente renk katıyor. Sokak satıcıları, mağazalar, snack barlar.. Her birinin kendine has bir havası var. Orada bana anlatılana göre, bir zamanlar insanlar, yaptıkları ahlak dışı işler sebebiyle tanınmamak için uzunca bir zaman sürekli maskelerle dolaşmışlar, ve o harika işlemeli maskelerin şöhreti de buradan geliyormuş.. Venedik’te akşamı yaptıktan sonra kuzenlerim beni almaya geldiler, oraya yirmi dakika uzaklıkta, yine Veneto Bölgesi’nde yer alan Treviso’da evleri var ve ben sonraki iki gün onlarla kaldım. Treviso küçük bir yerleşim ama söylediklerine göre çok zengin bir yer. Bir çok ünlü markanın sahibi orada ikamet ediyor. Ertesi gün yakınlarda Asolo adında başka bir şehirde yemek yemeye ve oraları görmeye gittik. Sorbetto, spritz ve daha bir çok aperatif içki denedim ve gerçekten çok beğendim. İtalya’nın meşhur makarnasını da ilk olarak burada tattım. Pazar günüde böylece yitip gittikten sonra akşam hayli geç uyudum. Pazartesi günü, Paris’e gideceğim gündü..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder